Tarihçe

KONYA’DA TOPLU TAŞIMACILIĞIN TARİHÇESİ

1900’lü yıllara gelinceye kadar Konya’da sığır koşulu taşıt araçları revaçta idi. Zamanla bunların yerini sürat bakımından at koşulu araçlar aldı. O devirlerde etrafı kapalı oda gibi olup, adına “Landon” denilen arabalar yavaş yavaş gözükmeye başladı. Bu arabalar zamanla piyasada çoğalmaya başladı ve Cumhuriyetin kuruluşundan 1960 yıllara kadar hükümranlığını sürdüren “körüklü arabalara” yerlerini terk ettiler.

Konya’da toplu ulaşım sisteminin tarihine inildiği zaman Konya’nın atlı tramvaylarının çok önemli bir yer tuttuğunu görürüz. Bu bakımdan atlı tramvay konusunda biraz duracağız. Şöyle ki; Konya atlı tramvayı meşrutiyetten sonra, merhum Muhlis Koner’in ilk belediye başkanlığı zamanında, 1917 yılında Selanik’ten sökülerek Konya’ya getirilmiş ve kurulmuştur.

Atlı tramvayın güzergahı şöyledir; Atatürk anıtından sonra şehir içine iki kol halinde ile uzanmaktadır. Anıtta çift makasla başlayan kolun biri bugünkü duruma göre Gazi Lisesinin(Konya Lisesi) önünden geçer, daha sonra Atatürk müzesini takiben eski Park sineması önüne gelirdi. Park sineması ile eski ordu karargahı binası arasındaki bu yerde ikinci bir makas vardı. Ayrıca bu civarda zamanın buğday tüccarlarından gayri Müslim Arapoğlu’nun evi bulunduğundan buraya makasa Arapoğlu Makası denmiştir.

İstasyondan hareket eden tramvay, ilk ray değişimi Anıt makasında yaptıktan sonra, aksi yönden yani hükümet konağından ikinci hareket eden araba ile ikinci ray değişimini buradan yapardı. Buradan yoluna devam eden araba askerlik şubesi binası önünden sola dönerek şimdiki Rampalı Çarşı önünden eski belediye sarayı bugünkü İş Bankası güney-batısına çıkardı. bu yerden sonra eski Ceylani Sineması önünden sağa, güney-doğuya dönerdi. burayı takiben İplikçi Cami karşısındaki eski sanat okulu binası (İl Özel İdaresi) önünden Şerafettin Cami kuzey yönünden gelmek suretiyle sağa ve güneye dönerdi. Yapı Kredi Bankası merkez binasının önünden geçerken tekrar sağa ve güneye yönelirdi, burada eski Türk Ticaret Binası önünden üçüncü makasla son bularak hükümet alanına ulaşmış olurdu, buradan tramvay hattı eski İş Bankası önünden sağa ve güneye dönerek Aziziye Camiine doğru uzanırdı. Caminin önünden tekrar sola güne-doğuya dönerek Sultan Selim Caminin güney-batısındaki kapısının 20 metre yakınında son bulurdu, bu güzergah pek çalışmamıştır. Tramvay hattının ikinci kolu Anıt civarındaki makastan ayrılarak vali konağı güneyinden geçmek suretiyle belediye evleri denilen Şehitler Kabristanı kuzeyinde bulunan tramvay deposuna ulaşırdı. Tramvay deposu hangarı demirden yapılmış olup etrafı açık üzeri oluklu çinko örtülü olup bunun kuzeyinde toprak örtülü damlı kerpiçten yapılmış iki ahır binası vardı yol buradan güney-doğuya uzanarak bugünkü Arkeoloji Müzesi önünden Sahipata Cami büyük kapısı karşısından Buğday Pazarına ulaşırdı, Buğday Pazarı içerisindeki makasta son bulurdu. Sözde buğday pazarından istasyona vagonlar içerisinde tramvay ile buğday taşınacaktır fakat işlememiştir.

Tramvay çeken atlar ise bir zamanların piyasa körüklü arabalarının zayıf ıskarta atlarından farksız olup, çoğu bakımsızlıktan kaburgaları çıkmış, yürümeye dermanı yok hayvanlardı. Gazi Lisesine(Konya Lisesi) doğru gidiş biraz inişli, çıkışlı olup bu inişi çıkarken yolcuların bir kısmı inerek hayvanlara yardım ederlerdi. Bu olayı Konya’nın tanınmış araştırmacı-yazarlarından Selçuk Es de çocukluğunda görmüş olup olayı günümüze şöyle aktarmaktadır; “Tramvayda bulunan turistler hayvanlar tramvay arabasını çekemeyince yolcuların dahil hepsi aşağı indiler. Arabayı itmeye başladılar. Bu olayı fırsat bilen turistlerin bir tanesi fotoğraf makinesini eline alıp çekmeye başlamıştır. Olayı akşam Selçuk Es, babası belediye başkanı Kazım Gürel’e anlatır. Kazım Gürel ise başını iki yana sallayarak güler, başka bir şey söylemez. Aradan birkaç gün geçtikten sonra atlı tramvay belediye encümeni tarafından seferden kaldırılmıştır. Konya’da toplu taşımacılığın tarihçesini araştırırken Konya’da ilk görülen otomobillerle ile ilgili anektodların anlatılmasında yarar vardır. Konya’da ilk otomobil 1. dünya savaşı yıllarında Enver Paşa’nın makam otomobillerinden birini Konya Valiliği emrine vermesiyle birlikte görülür. Üstü tenteli, yandan vitesli, kabara lastikli, eksoz kornalı ve karpitle ışıklandırılmış Avusturya malı (Puh) marka bir otomobildir. O zamanlarda günümüzün standartlarında yol diye bir şey olmadığından koşulu araçların açtığı çığırdan devamlı gidip gelmekle tekerlerin geçtiği yerler derinleşmiş (badanalanmış) yolda gidip gelirdi.

1917-1918 yıllarında Almanların bir nakliye bölüğü Karaman Caddesi’ndeki başkatibin hanında karargah kurup demir tekerli arkadan diferansiyel şaseye gelen bir milin uçundaki çarka arka tekere zincirle rabt olmuş ve bu zincirin hareketi ile yürüyen 7-8 tonluk 15-20 kadar kamyonun bugünkü han karşısındaki belediye dükkanlarının bulunduğu meydanda toplanır burada her gün sabahları talime çıkarlardı. İstiklal harbi sıralarında Konya valisi Hüsnü Haydar beylerle Galip Paşa merhumlara hizmet eden, iki ay kadar da valilik yapan merhum Abdülhalik Renda’nın hizmetinde bulunan soluk kırmızı renkli ve eksozundan “viş, viş” diye ses çıkararak kona vazifesi gördürülen otomobil Konya’da görülen ilk otomobillerden birisidir. Kurtuluş Savaşı sırasında birkaç defa Konya’ya gelip giden Atatürk’e de bu otomobilli Konya’dayken tahsis edilmiştir. İstiklal savaşı sonlarına doğru Konya’da yarbay Selahattin Bey’in idaresinde askeri şoför mektebi açıldı. Bunu az sonra şoför mektebi takip etti. Askeri şoför okulu Aslanlı Kışlada sivil şoför okulu da bugünkü Ziraat Bankası çarşı şubesi güney-doğu karşısındaki o sıralarda askeri fırın olarak kullanılan hırdavatçılar çarşısı olan binada kurulmuştu. O tarihlerde Konya’da bulunan otomobillerin markaları ise Avusturya imali “Puh”, “Hanza”, Almanların “Mersedes-Benz” Amerika’nın “Şevrole, Ford, Delahi”, Fransızların “Berliye” İtalyanların “Fiat” marka otomobilleri Cumhuriyetin ilk yıllarında Konya’mızda muhtelif makam ve müesseselerde kullanılıyordu. Bu tarihlerde vilayetin ve ikinci ordu müfettişliğinin makam otomobilleri balta burun “Bens” otomobilleri olup susturucuları çıkarılmış olduğundan insanın kulağı yanında tabanca atılıyor hissini verir, ses çıkarır gelip geçenler korku ve hayretle bakarlardı. Konya piyasasında o tarihlerde taksi de 12 ye kadar külüstür- bas bir , kaldır iki tosla üç –dedikleri “Fordlarla” bir iki “Şevrole” otomobilleri vardı. Bu tarihlerde yani Cumhuriyetimizin ilk yıllarında Konya’daki oto acenteleri ise Şevrole ve Delahi otoları acenteleri, Ford acenteleri Hafız ustada, Şevrole acenteliği merhum Mehmet Tuncer’de, Sitroön acenteliği Ispartalı Hüsni Efendi de idi.

Belediyece yürütülen düzenli toplu ulaşım hizmetlerinin başlangıcı Muhsin Faik Dündar zamanında (1939-1946)7 Mayıs 1946 Konya Elektrik A.Ş.nin tasfiye edilerek Konya Belediyesi tarafından katma bütçeli Elektrik, Su, Otobüs (ESO) İşletmelerinin kurulmasıyla başlar. Aynı yıllarda alınan kiralık olarak çalışan 2 otobüse ilaveten belediye tarafından 2 adet Ford marka otobüs alınmıştır. Belediye otobüsleri aynı yıllarda İstasyon ve Meram olmak üzere iki güzergahta sefer yapmaktadır. Belediye Başkanı Sıtkı Bilgin zamanında, 1958-1960 yılları arasında belediye tarafından 10 adet Ikarus marka otobüs alınarak otobüs sayısı artırılmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarından 1960lı yıllara kadar şehir içinde taşıt arabalarının %70 i koşulu at arabaları idi. Ve o zamanlarda koşulu at arabalarına “Antalya Arabası” deniyor ve yük bunlarla taşınıyordu. Gene bu yıllar arasında çok moda olan körüklü atlı arabalar çok uzun bir süre Konya’nın toplu taşımasında çok önemli bir rol oynadılar. 1970 yıllara Körüklü at arabalarının en önemli sorunlarından birisi de park sorunun idi. İşportacılar ile körük arabaları park sorunu yüzünden uzun bir süredir tartışıyorlardı. O zamana kadar körük arabası eski Gazi Mustafa Kemal Paşa İlkokulu önüne park ederlerdi. Körüklü at arabacıları Üçler Kabristanı Kışla Yolu üzerinde park yeri istediler. Ve belli bir süreden sonra triportörlerin ortaya çıkışından sonra istekleri kabul edildi.

1917-1918 yıllarında Almanların bir nakliye bölüğü Karaman Caddesi’ndeki başkatibin hanında karargah kurup demir tekerli arkadan diferansiyel şaseye gelen bir milin uçundaki çarka arka tekere zincirle rabt olmuş ve bu zincirin hareketi ile yürüyen 7-8 tonluk 15-20 kadar kamyonun bugünkü han karşısındaki belediye dükkanlarının bulunduğu meydanda toplanır burada her gün sabahları talime çıkarlardı. İstiklal harbi sıralarında Konya valisi Hüsnü Haydar beylerle Galip Paşa merhumlara hizmet eden, iki ay kadar da valilik yapan merhum Abdülhalik Renda’nın hizmetinde bulunan soluk kırmızı renkli ve eksozundan “viş, viş” diye ses çıkararak kona vazifesi gördürülen otomobil Konya’da görülen ilk otomobillerden birisidir. Kurtuluş Savaşı sırasında birkaç defa Konya’ya gelip giden Atatürk’e de bu otomobilli Konya’dayken tahsis edilmiştir. İstiklal savaşı sonlarına doğru Konya’da yarbay Selahattin Bey’in idaresinde askeri şoför mektebi açıldı. Bunu az sonra şoför mektebi takip etti. Askeri şoför okulu Aslanlı Kışlada sivil şoför okulu da bugünkü Ziraat Bankası çarşı şubesi güney-doğu karşısındaki o sıralarda askeri fırın olarak kullanılan hırdavatçılar çarşısı olan binada kurulmuştu. O tarihlerde Konya’da bulunan otomobillerin markaları ise Avusturya imali “Puh”, “Hanza”, Almanların “Mersedes-Benz” Amerika’nın “Şevrole, Ford, Delahi”, Fransızların “Berliye” İtalyanların “Fiat” marka otomobilleri Cumhuriyetin ilk yıllarında Konya’mızda muhtelif makam ve müesseselerde kullanılıyordu. Bu tarihlerde vilayetin ve ikinci ordu müfettişliğinin makam otomobilleri balta burun “Bens” otomobilleri olup susturucuları çıkarılmış olduğundan insanın kulağı yanında tabanca atılıyor hissini verir, ses çıkarır gelip geçenler korku ve hayretle bakarlardı. Konya piyasasında o tarihlerde taksi de 12 ye kadar külüstür- bas bir , kaldır iki tosla üç –dedikleri “Fordlarla” bir iki “Şevrole” otomobilleri vardı. Bu tarihlerde yani Cumhuriyetimizin ilk yıllarında Konya’daki oto acenteleri ise Şevrole ve Delahi otoları acenteleri, Ford acenteleri Hafız ustada, Şevrole acenteliği merhum Mehmet Tuncer’de, Sitroön acenteliği Ispartalı Hüsni Efendi de idi.

O tarihler de yani 1960-1970 yılları arasında bas bir kaldır iki tosla üç denilen vitessiz Ford marka taksiler hala kullanılıyordu ve Meram’a gidip bir kahve içmek ve tekrar merkeze dönmek için 50 kuruş ücret gerekiyordu. 1972 tarihinde ise şehir merkezinden istasyona Körüklü at arabasıyla gidip gelmek için 25 kuruş ücret gerektirirdi. Bu yıllara gelinceye kadar şehirde öyle bir körük arabası diktatörlüğü vardı ki “canın isterse bin” denirdi. Tripotörler piyasaya çıkarak körük arabası saltanatına son verdiler. Ama triportörlerin saltanatı körüklü at arabaları kadar uzun olmadı. Yine aynı senelerde Murat taksiler piyasaya çıktı ve Hüseyin Kale isimli vatandaş aldığı Murat taksi ile piyasaya çıkarak demir yolunun doğu tarafındaki herhangi bir mahalleye gitmek 5 lira denilince halkımız buna pek rağbet gösterdi. Daha sonralar şehir toplu ulaşımında minibüsler boy göstermeye başladı ve en önemlisi 1970 li yıllardan itibaren Konya Belediyesi gün geçtikçe artan otobüs filosuyla toplu taşımacılıkta Konya’nın vaz geçilmez unsurlarından biri olmuştur.1970 li yıllarda belediyeye ait otobüs sayısı 52 ye ve hat sayısıda 26 ya çıkmıştır.Bu yıllarda belediyenin sahip olduğu filonun dağılımı şu şekildedir.10 Adet Magirus,12 Adet 321 Mercedes, 20 Adet 352 Mercedes, 10 Adet 302 Mercedes’tir

1968 yılında Kayalıparka yapılan hareket merkezi binasıyla otobüslerin merkezi Kayalıpark olmuş, 1977 yılında Aydınlık, 1978 yılında Meram 1980 yılında Fuar, 1985 yılında Cumhuriyet, 1991 yılında Samanpazarı ve 2003 yılında Erenköy Hareket Merkezleriyle toplu ulaşım ağı şehrin dört bir yanına yayılmıştır. 2006 yılı sonu itibariyle 78 hatta 249 otobüs 616 personel ile bir günde 2011 sefer ve 49.496 km. yapılmakta olup Otobüs filosu 1 seferde 26.935 yolcu taşıma kapasitesine sahiptir. Gelişen ve büyüyen,aynı zamanda göç alan kentimize Selçuk Üniversitesinin İstanbul yolu üzerine kurulması değişik ulaşım alternatiflerini gündeme getirmiş ve 1983 yılında “Konya Kent içi Ulaşım Planı Sentez ve öneriler Raporu” hazırlanmış ve Bakanlıkça da onaylanarak benimsenmiştir. Aynı yıl Hafif Raylı Ulaşım Sistemi kurulması amacıyla Devlet Planlama Teşkilatına başvurulmuştur.29.03.1985 tarihide bir yapılabilirlik ön etüdü ile projenin yatırım programına alınması hususunda DPT’ye yeniden müracaat edilmiş, 03.10.1985 tarihinde de Yatırım Teşvik Belgesi alınmıştır. Başbakanlık, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığından alınan izinlerden sonra yurt dışından getirilecek malzeme ve hizmetler için 06.05.1986 tarihinde Uluslararası ihaleye çıkılmıştır. İhale 15.05.1986 tarihinde sonuçlanmış ve Siemens firması ile 24.05.1986 tarihinde mukavele imzalanmıştır. Proje dış finansmanını sağlayan Alman Devlet kuruluşu Kreditanstalt für Wiederaufbau (Kfw) ile Türkiye Cumhuriyeti arasında 09.07.1987 tarihinde 38 Milyon Dm. tutarında bir kredi anlaşması imzalanmış daha sonra yapılan mukavelelerle bu miktar artırılmıştır. Konya Raylı Sistem İşletmesinin temeli 13.07.1987 yılında zamanın Başbakanı tarafından şimdiki Sakarya’da bulunan Tramvay depo sahasının bulunduğu yere atılmıştır.

Ayrıca verilen kredinin gereği olarak bir müşavirlik ihalesi yapılmış, bu ihaleyi Alman Obermeyer-Rail Consult firması kazanmış ve 23.10.1987 tarihinde bu firma ile müşavirlik sözleşmesi imzalanmıştır. İnşaat işleri devam ederken ihale kapsamında yeralan 16 adet tramvayın ilki 25.11.1988 ‘ de Köln’den nakledilmeye başlamıştır. Raylı Sistem İşletmesinde 104 nolu tramvay’a 15.04.1992 de sistemden elektrik verilerek Depo-Cumhuriyet arasında il hareket gerçekleştirilmiştir. 28.09.1992 de Alaaddin-Cumhuriyet arasındaki 10,5 km’lik kısımda halka açık işletme ücretsiz olarak başlamış, bilahere ücretli işletmeye geçilmiştir. Sistemin Cumhuriyet-Kampüs arasındaki 8 km’lik kısmının da inşaat ve montaj işleri bitirildikten sonra 21.12.1995 de deneme seferleri başlamış ve 19.04.1996 da yapılan bir törenle zamanın Cumhurbaşkanı tarafından işletmeye alınmıştır. 16 Tramvay ile hizmete başlayan işletme, zaman içerisinde ihtiyaca binaen alımlar ili Tramvay filosu 60 adete ulaşmıştır. Tramvay vagonlarının tamamı Köln Belediyesi Ulaşım İşletmeleri KVB den satın alınmıştır. Vagonlar Dusseldorf Düwag vagon fabrikalarında 1963-67 yılları arasında imal edilmiş tek yönlü 8 akslı 2 mafsallı araçlardır.Uzunluğu 30 mt.genişliği 2,5 mt.83 ü oturak olmak üzere toplam 331 yolcu kapasitesindedir. Araçların her birinde 150 Kw olmak üzere 2 adet doğru akım motoru vardır. Alaaddin-Üniversite kampüsü arasındaki 18,5 km. hattın tüm montaj ve inşaat işleri Belediyemiz ekipleri tarafından yapılmış, kullanılan elektro mekanik teçhizatlar siemens tarafından Almanya dan temin edilmiş, Demiryolundaki traversler ise TCDD nin Afyon Travers fabrikasından satın alınmıştır. Sistemdeki tüm malzeme ve teçhizat yeni olup sadece tramvay vagonları kullanılmış olarak satın alınmıştır. Raylı sistemin yapımında 8’i mühendis olmak üzere yaklaşık 120 personel görev yapmıştır.1996 yılı sonuna kadar 51,5 milyon Dm.dış kredi 30 milyon Dm.Belediyenin öz kaynaklarından iç harcama olarak toplam 81,5 milyon Dm.sarfedilmiştir. 2006 yılı sonu itibariyle 60 araçla Alaaddin kampus arasındaki 18,5 km’lik hatta 24 saat hizmet veren işletmenin 1 yönde 1 saatte 12.000 yolcu taşıma kapasitesine sahiptir. Alaaddin kampus arasında 30 adet durak vardır, bunların 9 tanesinde turnikeli sistem bulunmaktadır. Demiryolunda ray açıklığı 1435 mm’ dir. Katener sistemindeki gerilim 750 V doğru akım olup 6 noktadan beslenmektedir. Atölye 6385 m2 kapalı alana sahiptir. İşletmede 10’u mühendis olmak üzere 231 personel görev yapmaktadır. 1989 yılında 3030 sayılı kanun gereğince Büyükşehir Belediyesi haline gelen Konya Belediyesi, Konya Su ve Kanalizasyon İdaresinin (KOSKİ) kurulmasıyla BESO son bulmuştur, 1990 yılından itibaren de toplu ulaşımla ilgili faaliyetler’’ Toplu Ulaşım İşletmesi’’ adı altında devam etmiştir. 1997 yılında Toplu Ulaşım Daire Başkanlığı’nın kurulması ile birlikte Toplu Ulaşım İşletmesi de son bulmuştur. Toplu Ulaşım Daire Başkanlığı ilk kurulduğunda Otobüs İşletme Müdürlüğü ve Raylı Sistem Müdürlüğü olmak üzere iki birimden oluşmakta idi. 2003 yılında Raylı Sistem Daire Başkanlığı’nın kurulması ile birlikte Raylı Sistemle ilgili birimlerde Toplu Ulaşım bünyesinden ayrılmıştır. Raylı sistemin Toplu Ulaşım Daire Başkanlığından ayrılmasıyla, Toplu Ulaşım Daire Başkanlığı, Toplu Ulaşım ile ilgili hizmetlerin Otobüs ile yapılması gereken kısmını, Raylı Sistem Daire Başkanlığı ise Ulaşımın Tramvay ile ilgili kısmını yürütmekte iken Norm kadro uygulaması nedeni ile 02.08.2006 tarihinde Raylı Sistem Daire Başkanlığı kaldırılarak Ulaşım Hizmetlerinin Otobüs İşletme Şube Müdürlüğü, Raylı Sistem Şube Müdürlüğü ile Toplu Ulaşım Şube Müdürlüklerini içine alan Ulaşım Daire Başkanlığına dönüştürülmüştür. Ulaşım Daire Başkanlığı şehrimizin Ulaşım hizmetlerinin güvenli,düzenli, ekonomik,rasyonel ve devamlı bir şekilde sağlamak amacıyla seyrü sefer tarifelerini düzenlemek, gerektiğinde düzenlemeler yapmak, okulların, sivil toplum örgütlerinin ve kamu kuruluşlarının sosyal ve kültürel amaçlı faaliyetleri için ihtiyaç olan otobüs talepleri belli ölçü ve imkanlar dahilinde karşılanmaktadır


Scroll to Top